Z kuşağının iş yerindeki alışkanlıkları bir şekilde sürekli gündeme geliyor: “çok yönlü dijital kuşak” olmaları, “sessizce parlamaları” ya da kişisel bilgileri fazlasıyla paylaşmaları gibi.Ancak son zamanlarda öne çıkan yeni bir davranış biçimi var ki, şimdiye kadarki en sıra dışı ve bazılarına göre en zorlayıcı özellikleri olabilir. Bahsettiğimiz şey; ifadesiz, tepkisiz yüz hatlarıyla beliren o anlar—yani nam-ı diğer “Z kuşağı bakışı.” Bu davranış biçimi size de tanıdık gelebilir. Henüz karşılaşmadıysanız, Glamour dergisi durumu şöyle özetliyor: “Z kuşağı bakışı, gençlerin özellikle müşteri hizmetlerinde, sıradan ifadelere tepki vermek yerine boş ve ifadesiz bir bakışla yanıt verme eğilimidir.”Bazı yorumculara göre bu ifadesiz bakış sadece iş yerleriyle sınırlı değil; farklı sosyal ortamlarda da aynı derece rahatsız edici bir etki yaratabiliyor.Bu konuda “sert tepki” gösterenlerin bir kısmı, bu davranışın yüksek sesle bağırmak, işi bırakmak ya da protesto e-postaları göndermek gibi doğrudan bir tepki olmadığını kabul ediyor. Ancak The Times of India gibi kaynaklara göre, bu bakış iş ortamında yaşandığında “en deneyimli yöneticileri bile çileden çıkarabiliyor.”Z kuşağı bakışıyla ilgili çevrimiçi tartışmaların büyük bölümü, bu davranışın ne anlama geldiği üzerine yoğunlaşıyor. Business Insider’a göre bu bakışı deneyimleyenler —yani çoğunlukla Z kuşağı mensup olmayanlar—durumu şöyle yorumluyor: “Küçük bir sohbet başlatamamak… Yani yirmili yaşlardaki insanların, hâl hatır sormak isteyen yabancılar karşısında adeta donup kalması.”Z kuşağı bu bakışı, “birinin saçma bir şey söylediğini düşündüklerinde, onun bunu kendi kendine fark etmesini bekledikleri anın ifadesi” olarak tanımlıyor.Bu durum aslında, kuşaklar arası sıkça yaşanan tipik bir görgü ve davranış çatışmasına işaret ediyor. Birkaç yıl önce Y kuşağı ile Z kuşağı arasında ortaya çıkan “OK, Boomer” çıkışını hatırlarsak benzer bir gerilim çizgisini burada da görmek mümkün.Bir TikTok kullanıcısının da dediği gibi, bu davranış gençlerin iş hayatında henüz yolun başında olmasından ve ya Z kuşağının biraz daha benmerkezci bir yaklaşımından kaynaklanıyor olabilir. Kullanıcı şöyle yazmış: “Z kuşağı, sanki saçma durumlarla ya da zor müşterilerle uğraşan ilk nesil gibi davranıyor.. Bu yüzden tamamen kopup boşluğa dalmalarını normalleştiriyorlar—komik gerçekten.”Aynı yorumcu şöyle devam ediyor: “Halbuki her kuşakta olduğu gibi, duruma doğrudan müdahil olabilirlerdi. Diğer kuşakların yaptığı gibi. Ama yok, onlar bunun yerine dalıp gitmeyi tercih ediyor.”” (Glamour dergisi).İş yerinde bu “Z kuşağı bakışı”nın neden bu kadar tartışma yarattığını anlamak zor değil. Yıllar boyunca “doğru” nezaket kurallarına göre yetişmiş önceki kuşaklar için, genç bir çalışma arkadaşından gelen sessiz, ifadesiz bir bakış; saygısızlık ya da kabalık olarak algılanabiliyor.Klinik psikolog ve sosyal medya içerik üreticisi Ali Mattu ise bu konuda daha düşünceli ve empatik bir bakış açısı sunuyor. Ona göre bu davranış, ne tembellik ne de kabalık; aslında bambaşka bir şeyin göstergesi.Mattu, YouTube videosunda bu ifadesizliğin aslında klasik “savaş, kaç ya da donakal” tepkisinin bir versiyonu olduğunu anlatıyor. “Bir durumda donakalmak akıllıcadır,” diyor. Tıpkı doğadaki hayvanların tehlike anında sakin kalarakriskten kaçınması gibi. “Perakende veyarestoran gibi ortamlarda nötr kalmak, olayların büyümesini engeller.” diye ekliyor.Mattu, Z kuşağının bu davranışını bugünün toplumsal ve ekonomik koşullarının kaçınılmaz bir sonucu olarak görüyor: “Z kuşağı asgari çabayı gösteriyor çünkü biz onlara tam olarak bunu sunduk. Kötü bir ekonomi devraldılar… Kiralar uçtu, maaşlar ise yıllardır yerinde sayıyor. Zihinleri sosyal medya tarafından baştan şekillendirildi. Ardından pandemi geldi. Şimdi de yapay zekâ her şeyi silip süpürmeye hazırlanıyor.”Bu bakış, sadece tembellik değil; bir “kaos içinde şekillenmiş sinir sisteminin” dışavurumu.Aslında Z kuşağı, bir dönemin Baby Boomer kuşağından miras kalan şu söylemi -farklı bir biçimde- yeniden hayata geçiriyor: “Turn on, tune in, drop out.” (Yani: Açıl, uyum sağla, bırak gitsin.) Peki, bu sizi neden ilgilendirmeli?Çünkü genç çalışanlarınız size bu “Z kuşağı bakışı”yla karşılık veriyorsa, bunu sadece geçici bir moda olarak değil; belki de şu sessiz mesajın ifadesi olarak görmelisiniz: “Bu sistem doğru işlemiyor ve ben artık bunun parçası olmak istemiyorum.” Eğer kendinizi farkındalığı yüksek bir lider olarak görüyorsanız, belki de şu soruyu somranın zamanı gelmiştir: Z kuşağı gerçekten haksız mı? Ya iş yerinizdeki kültürde ya da günlük alışkanlıklarınızda bir şeyler yolunda gitmiyorsa… Ama bunu şimdiye kadar kimse dile getirmeye cesaret edemediyse? Belki de bu sessizlik, artık konuşulması gereken bir şeyin ta kendisidir.Orijinal yayın tarihi: 16.07.2025 Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.