Yoğun iş temposu, sürekli değişen beklentiler, bakım emeği ve ekonomik belirsizlik içinde yaşamaya çalışıyoruz. Ve tüm bunların arasında bir de “pozitif kal”, “enerjini yüksek tut”, “daha çok çabalarsan başarırsın” gibi mesajlara hem sosyal medyada hem iş kültüründe sürekli olarak maruz bırakılıyoruz. Bu söylemler temelde çoğu zaman motive etmeyi amaçlasa da, gerçek hayattaki yüklerle yan yana geldiğinde kişide yetersizlik duygusunu beslemekten öteye geçemiyor.Berlant’ın Kavramı: Bizi Tüketen İdeallerTam da burada Lauren Berlant’ın Cruel Optimism (2011) adlı çalışmasından söz etmek isterim.Berlant’a göre zalim iyimserlik, kişinin kendisine iyi geleceğine inandığı bir ideale tutunması; ancak bu idealin mevcut koşullarla uyumsuz hale gelerek onu yorması, hatta tüketmesidir.İyi kariyer, iyi aile dengesi, güvenli gelecek, “iyi yaşam” anlatısı…Bu idealler geçmişte yol göstericiydi; bugün ise birçok kişi için ağır bir baskıya dönüştü. Çünkü onları destekleyen toplumsal koşullar eski gücünde değil; fakat idealler hâlâ zihinlerimizde aynı parlaklıkla duruyor.Neden Hâlâ Tutunuyoruz?Bu idealler sadece hedef değil; kimlik ve aidiyet duygusunun bir parçası. Bu nedenle sürdürülemez hale gelseler bile onlardan kopmak kolay değil. Sonuç olarak birey, koşulların değil, kendisinin yetersiz olduğu yanılgısına kapılabiliyor.Araştırmalar da bunu doğruluyor:Sürekli ilerleme, mutluluk ve yüksek performans beklentisi; özellikle genç profesyonellerde kaygı, suçluluk ve tükenmişlik ile ilişkili bulunuyor.Yani aslında birçok kişinin yaşadığı bu sıkışmışlık hissi bireysel bir zayıflık değil; çevresel koşullar ile idealler arasındaki derin uyumsuzluğun sonucu.Zalim İyimserlikle Baş Etmenin İlk Adımı: GörmekBerlant’ın işaret ettiği çözüm büyük dönüşümler değil; önce durup içinde bulunduğumuz bağlılıkları fark etmek.Hangi idealler bizi gerçekten besliyor?Hangileri artık yalnızca yük taşıyor?Bazen ilerlemenin yolu sürekli “daha fazlası” için çabalamak değil; kendi gerçekliğimizle uyuşmayan ideallerin farkına varmak oluyor.Kendimize Sormamız Gereken SorularBelki de en anlamlı başlangıç birkaç küçük soruda saklı:Neye tutunuyorum?Bu tutunduğum ideal beni büyütüyor mu, yoksa tüketiyor mu?Bu hedef gerçekten bana mı ait?Yoksa artık beni taşımayan bir hayat anlatısına mı tutunuyorum?Kendinize soracağınız bu sorular, “iyi hayat”ın bizim için ne anlama geldiğini yeniden tanımlamak için güçlü bir eşik olabilir.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.