Odaklanmak verimliliği artırsa da bazen gözümüzün önündeki ayrıntıları kaçırmamıza neden olabilir. Örneğin, bir elektronik tablodaki sayılara yoğunlaşırken önemli bir ayrıntıyı atlayabilir ya da tek bir sorunu çözmeye çalışırken iş planımızdaki kritik bir eksiği fark etmeyebiliriz.Ancak bu durum, görme yetinizin zayıf olduğu ya da IQ seviyenizin düşük olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, dikkatiniz sınırlı olduğunda beyniniz o anki görevle ilgili bilgileri önceliklendiriyor ve bu da dikkatsizlik körlüğü olarak adlandırılan duruma yol açıyor. Royal Society Open Science dergisinde yayımlanan araştırma, başka bir işe odaklanırken beklenmedik bir nesneyi fark edip etmememizde bireysel özelliklerimizin sanıldığı kadar belirleyici olmayabileceğini ortaya koyuyor.Araştırmanın kapsamıDikkatsizlik körlüğü üzerine yapılan önceki araştırmalarda, beklenmedik olayları fark etme becerisiyle ilişkili olabilecek çeşitli özellikler incelendi. Bunlar arasında zekâ, çalışma belleği (bilgiyi kısa süreliğine akılda tutma ve işleme becerisi) ve deneyime açıklık ya da kendini verme gibi kişilik özellikleri yer alıyordu. Kendini verme, duyusal deneyimlere ve hayal gücüne dayalı yaşantılara derinlemesine dalma eğilimini ifade ediyor. Ancak bu araştırmaların çoğu az sayıda katılımcıyla yürütülmüş ve tutarsız sonuçlar ortaya koymuştu.Illinois Urbana-Champaign Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, önceki bulguları daha kapsamlı biçimde değerlendirmek için iki büyük araştırma yürüttü. Farklı ülkelerden katılımcıların yer aldığı online araştırmaların her birine 1.000 kişi katıldı. İlk araştırmada bilişsel yetenekler, ikincisinde ise kişilik özellikleri incelendi.Katılımcılardan üç farklı görevi yerine getirmeleri istendi. İlk görevde, ekranda beklenmedik bir şekil kısa süreliğine belirirken çizgilerin uzunluğunu değerlendirdiler. İkinci görevde, beklenmedik bir nesne ekran boyunca hareket ederken şekillerin hareketlerini saydılar. Üçüncü görevde ise semboller arasından belirli bir sayıyı bulmaya çalışırken bu sahnede başka bir nesne belirdi.Bilişsel yetenek araştırmasına katılanlar görsel akıl yürütme ve çalışma belleği testlerini tamamladı. Kişilik araştırmasına katılanlar ise Beş Faktör Kişilik Modeli'nde yer alan dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk, nevrotiklik ve deneyime açıklık özelliklerini ölçen görevlere katıldı. Bu gruptaki katılımcılara ayrıca kendini verme eğilimini, dikkatle ilişkili belirtileri (özellikle DEHB ile bağlantılı olanları) ve mükemmeliyetçilikle ilişkili özellikleri ölçen testler uygulandı.Araştırma sonuçlarıHangi görev olduğuna bağlı olarak, katılımcıların yaklaşık yüzde 40 ila 65’i beklenmedik nesneyi fark etti. Sayma görevinde, hem kolay hem de zor koşullarda katılımcıların yarısından biraz daha azı beklenmedik nesneyi fark etti. Araştırmanın temel bulgularına göre, bir görevin daha zor olması, katılımcıların beklenmedik nesneleri fark etme olasılığının azalacağı anlamına gelmiyor.Bir görevde beklenmedik bir nesneyi fark eden katılımcıların, başka bir görevde de benzer bir nesneyi fark etme olasılığı biraz daha yüksekti. Ancak bu ilişki oldukça zayıftı. Yani bazı insanlar beklenmedik ayrıntıları diğerlerinden daha sık fark etse de bu durum, onları diğerlerinden ayıran belirgin ve kalıcı bir kişilik özelliği olarak değerlendirilemiyor.Araştırmayı kısıtlayan bazı etkenler de var. Online yürütülmesi deney koşullarının kontrolünü zorlaştırdı ve araştırmaya katılan ileri yaştaki yetişkinlerin sayısı görece azdı. Ayrıca, katılımcıların beklenmedik bir nesneyi farklı görevlerde tekrar tekrar fark edip etmediklerini ölçmek de güç. Çünkü ilk görevde nesneyi fark eden ya da görevin yapısını hatırlayan katılımcılar, sonraki görevlerde nesneyi bu kez bilinçli olarak arayabilir.Bireysel yeteneklerden çok koşullar belirleyiciBazı koşullarda, belirli bilişsel ölçümler ile beklenmedik nesneleri fark etme becerisi arasında bir ilişki görüldü. Örneğin, bazı akıl yürütme ve çalışma belleği testlerinde daha yüksek puan alan katılımcıların, kolay koşullarda beklenmedik nesneleri fark etme becerisi biraz daha yüksekti. Ancak araştırmacılar, bu ilişkilerin zayıf ve tutarsız olduğuna dikkat çekti. Örneğin, bir koşulda nesneleri daha sık fark etmekle ilişkili olan bir ölçüm, başka bir koşulda daha az nesne fark edilmesiyle ilişkili olabiliyordu.Kişilik özellikleri ile nesneleri fark etme becerisi arasında ise daha da zayıf bir ilişki bulundu. Kişilik testlerinin hiçbiri, katılımcıların beklenmedik nesneleri fark edip etmeyeceğini tutarlı biçimde açıklayamadı. Araştırmacılar, bilişsel yeteneklere ve kişilik özelliklerine ilişkin tüm ölçümleri birlikte değerlendirdiklerinde de katılımcılar arasındaki farkların çok azını açıklayabildi.Araştırmanın yazarlarına göre, bazı bilişsel yetenekler beklenmedik nesneleri fark etme olasılığını bir ölçüde etkiliyor olsa da bu ilişki zayıf ve tutarlı değil. Kişilik özelliklerinin ise nesneleri fark etme becerisi üzerinde belirleyici bir etkisi olduğuna dair yeterli kanıt bulunmuyor.Araştırmanın temel bulgusu ise şu: Dikkatsizlik körlüğü, bireysel yeteneklerden çok içinde bulunulan koşullara bağlı olabilir. Bu nedenle, bir dahaki sefere derin odak gerektiren bir işe giriştiğinizde kendinize şunu sorun: Koşulları doğru kurdum mu? Çünkü sizi gözden kaçırmaya iten şey zekânız değil, içinde bulunduğunuz durum. Ve durumu değiştirme gücü sizde.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.